Avrupa Parlamentosu Seçimleri’nin Kritiksel Analizleri

Prof. Dr. Harun Gümrükçü, Antalya Bilim Üniversitesi ve Hamburg'dan Hukukçu Muammer Kazancı Mayıs 2019 Avrupa Parlamentosu seçimlerini değerlendirdiler.

Kartalweb / Hamburg
Salih Kartal
15. Mai 2019


Mayıs 2019 Tarihinde Yapılacak Avrupa Parlamentosu Seçimleri’nin Kritiksel Analizleri

Günümüzde Birlik Üye Devletlerinin her vatandaşı, ikamet ettiği diğer Üye Devletlerde, o Devletin vatandaşları ile aynı koşullar altında Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkına sahiptir. Ayrıca, AP üyeleri, genel, serbest ve gizli oyla doğrudan seçilirler. 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması’nın 40. Maddesine göre de, Birliğin her vatandaşı, ikamet ettiği Üye Devlette, bu Devletin vatandaşları ile Yerel seçimlerde aynı koşullar altında oy kullanma ve aday olma hakkına sahiptir.
1979 yılında yapılan ilk AP seçiminde 410 temsilci, 9 üye ülkedeki 180 milyon seçmen tarafından tek dereceli olarak verilen oylarla seçildiler. O zamanki ismiyle Avrupa (Ekonomik) Topluluğu [A(E)T], üye ülkelerinin halklarının katılımıyla yapılan bu ilk seçimle Federal Almanya’dan 78 kişiyi AP’ye, yani Strazburg’a gönderdi. Bu seçimlerde bu ülkenin ortanın sağında olan partileri CDU/CSU adayları %49,2 oy oranıyla 40 sandalye kazandı. Ortanın solunu temsil eden sosyal demokrat parti, SPD’nin oy oranı ise %40,8’da kaldı. Bu durumda bu parti sadece 34 sandalye kazanabildi. Bundan sonra beş yıl aralıklarla yapılagelmekte olan seçimlerde de SPD’nin her seçimde aldığı oy oranı hep aşağıya doğru gitti. 25 Mayıs 2014’te yapılan son seçimlerde Almanya AP’ye 96 Parlamenter için seçime gitmişti. Bu 96 Milletvekilinden 34’ü CDU/CSU, 27’si SPD, 11’i Yeşiller, 7’si Sol Parti, yine 7’si aşırı Nasyolalist Parti AfD ve nihayetinde geriye kalan diğer partilerden FDP 3 ve Korsanlar/Piraten Partisi de 1 adayını AP’ye gönderebilmiştir.
Buna göre ikinci seçimlerde SPD %37,4, 1989’daki üçüncü seçimde %37,3 ve 1994’teki dördüncü seçimde ise %32,2 nihayet 1999 yılında yapılan seçimlerde de sadece %30,7 oranında oy toplayabildi. 13 Temmuz 2004 yılında aldığı oy oranı ise %21,5 idi. Buna karşın CDU/CSU partilerinin oy oranları 1979 ile 1999 yılları arasında yapılan AP seçimlerinde hep % 40’ın üzerinde olmuştur. 13 Temmuz seçimlerinde de bu oran %44,5 olmuştu. Son seçimlerde, yani 25 Mayıs 2014’te Almanya’daki Partile¬rin Avrupa Parlamentosu seçimleri için aldıkları oy oranları ise şöyle sıralanmaktadır: Yine en fazla oyu yüzde 34 ile CDU/CSU alırken onu yüzde 27 ile SPD, Yeşiller yüzde 11 ve Sol Parti ile AfD yüzde 7 ile takıp etmiştir. Geri kalan oylar FDP ve Hür Seçmenler Partisi tarafından alınmıştır. Bu seçimlerin bir başka handikabı da halkın ilgisinin bunlara her seçimde daha da azalmasıdır. Örneğin Federal Almanya’da 1979 yılında AP seçimlerine katılım oranı %65,7 iken bu oran 1984’te %56,8’e ve 1999 seçimlerinde %45,2’ye kadar gerilemiştir. 2004 yılında bu oran daha da düşmüştü. Aynı süreçleri Hollanda örneğinde de gözlemlemek mümkün. Bu ülkede AP seçimlerine 1979’da katı¬lım %57,8 olurken 1999’da ise %30’a kadar düşmüştür. Benzeri düşüşleri Birleşik Krallık’ta da takip etmek mümkündür. Bu ülkede bu oranlar 1979’da %32,3 iken 1999’da sadece %23,1’e varabilmiştir. 2014 Seçimleri dikkate alındığında Avrupa (Ekonomik) Topluluğuna 1973 yılına kadar üye olan 9 ül¬kede bu katılımın oldukça yüksek olduğu ve yüzde 61,99’a kadar çıktığı görülmektedir. Buna karşın en büyük genişlemenin olduğu 2004 yılı temel alındığında 25 üye ülkede seçimlere katılım oranının düştüğü ve yüzde 45,47’de kaldığı görülmektedir. Bu düşüş bir sonraki seçimlerde devam ederek yüzde 42,97’ye oradan da 2014 yılında yapılan son AP seçimlerinde yüzde 42,61’e kadar gerilediği görülmektedir. Günümüzde AP nezdinde 8 siyasi grup bulunmaktadır. Bunların listesi ve AP’deki oy oranları ve temsil ettikleri Avrupa Parlamenterleri sayısı aşağıda sıralanmaktadır:

Avrupa Parlamentosunda Bulunan Siyası Gruplar ve Oy Oranları

Avrupa Parlamentosunda Bulunan Siyası Gruplar

Oy Oranları

Milletvekili Sayısı

Avrupa Halk Partisi grubu

29,43

221

İlerici Sosyalist ve Demokratlar İttifakı Grubu

25,43

191

Avrupalı Muhafazakârlar ve Reformistler Grubu

9,32

70

Avrupa İçin Liberaller ve Demokratlar İttifakı Grubu

8,92

67

Birleşik Avrupa Sol / Nordic Yeşil Sol Grubu

6,92

52

Yeşiller Grubu / Avrupa Serbest İttifakı

6,66

50

Avrupa Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Grubu

6,39

48

Bir Gruba Dâhil Olmanyaların Toplamı

6,92

52


Avrupa Parlamentosu’nun Görevler ve yetkiler

Avrupa Parlamentosu, demokratik bir meşruiyet otoritesi olarak, AB'nin kendine has (sui generis) karakteri nedeniyle ulusal parlamentolarla karşılaştırılamaz. Dünyada ulusüstü bir yapının doğrudan seçilen tek parlamentosu özelliğine rağmen, kullanılan parlamento terimi yanıltıcıdır. Görevleri de ulusal Parlamentolara göre oldukça sınırlı olup AB-Antlaşmasının 14. Maddesi ile düzenlenmiştir. Bu Maddeye göre: Mevzuat, AB'nin uluslararası antlaşmalarının onaylanması, Bütçe, Kontrol, Personel yetkileri, Tavsiyeler gibi konularda yetkilendirilmiştir.

Mevzuat

AP’nin çalışma yönetmeliğinin düzenlenmesi ve Obsmanlık sistemine dönük gibi iç mevzuat konuları dışında, yasamada inisiyatif hakkı bulunmamakla birlikte, üyelerinin çoğunluğu ile AP, Komisyondan aktif olma talebinde bulunabilir (Madde 225 TFEU). AB Komisyonu bu talebe göre hareket etmezse, AP'ye bir gerekçe bildirmesi gerekmektedir. Bunun yanında AP, AB Komisyonu‘nun yasama ve çalışma programı çerçevesinde yasama girişimlerini etkileyebilmektedir. Girişim hakkı olmamasına rağmen AP, AB Konseyi ile eşit hak ve yükümlülüklere sahip bir yasama organıdır. Bu süreçte, AB mevzuatı (tüzük veya yönerge) ancak AP'nin rızasıyla ortaya çıkabilir ve bu çerçevede ki rolü bir evet veya hayıra indirgenmemiştir.
Ortak karar prosedürüne ek olarak en eski katılım hakkı olaraktan kendisiyle istişare edilinilir. Buna göre Komisyon, AB Konseyi‘ne yasal bir teklif sunduktan sonra işlem devam ederken AB Konseyi AP'ye danışır. Ancak, sunduğu görüşünü dikkate almak gibi bir zorunluluğu yoktur. Bu sınırlamanın, AB yurttaşları arasındaki oy eşitsizliği savı ile meşru olduğu ileri sürülmektedir. AB, hem Üye Devlet-lerin hem de vatandaşlarının Avrupa`sı olarak dizayn edildiği sürece, AP ve AB Konseyi arasında işbirliğinde başka bir değişiklik söz konusu olmayacaktır. Onun bu sınırlı hakları, AB mevzuatında meşruiyet boşluklarına yol açmakta ve yasal işlemlerin meşruiyetindeki bu demokratik açık, ulusal parlamentoların katılımı ile telafi edilmeye çalışılmaktadır (Madde 48 (7) TFEU). AP, Katılım haklarının ihlal edilmesi halinde (Madde: 263 TFEU) ABAD’a iptal davası açabilir.

Uluslararası antlaşmalar

Yeni Üye ülkelerin hem Birliğe katılımı (Madde 49 (1) TEU) ve hem de Çıkış Antlaşmalarının onaylanması, Brexit örneğinde de görüldüğü gibi, AP’nin sorumluluğundadır (Madde 50 TEU). Yine AB Komisyonu tarafından parafe edilen uluslararası Ticaret Antlaşmalarının yürürlüğe girmesi için, TTIP ve/veya CETA, örneklerinde olduğu gibi, AP’nin onayı gerektirmektedir (Madde 218 TFEU).

Bütçe

Bütçe yasası, demokratik devletlerdeki parlamentoların kendine has ve en önemli görevidir ve vatandaşlardan toplanan vergiler siyasi önceliklere göre parlamentolar tarafından dağıtılır. Avrupa Parlamentosu‘nun bütçe konularındaki, örneğin vergi tahsilatı gibi yetkisinin olmaması onun sınırlarını göstermektedir. Her ne kadar AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşmanın (TFEU) 311 (1) Maddesi, Birliğin, hedeflerine ulaşmak ve politikalarını uygulamak için gerekli kaynaklara sahip olacağını belirtilse de, bu ona kendi kaynaklarını arttırma yetkisini vermemektedir. Aynı Maddenin üçüncü paragrafına göre AB Konseyi, AP`nin gelir kaynaklarını ona danıştıktan sonra oybirliğiyle belirler. Bu yöntemle ilk kendi kaynak kararı 1970 yılında alındı. Güncel olarak 2014 yılından itibaren kendi kaynakları kararı yürürlüğe girmiştir. AP`nin sözde öz kaynakları tarım vergileri, gümrük vergileri, Üye Devletlerin KDV gelirlerinden payı, Üye Devletlerin gayri safi milli hasılalarına dayalı paydan oluşmaktadır. Dolayısıyla, AB finansmanı, Üye Devletlerin katkılarıyla finanse edilen uluslararası kuruluşları finanse etmek için kullanılan klasik modelden farklıdır. Bununla birlikte, bu fark sadece aşamalı bir niteliktedir, çünkü finansal açıdan önemli olan öz kaynaklara AP sahip değildir ve kullandığı mali kaynaklar Birliğin‚ kendi menşeli vergileri değildir.
AB bütçesi, Çok Yıllı Mali Çerçeve (MFF) olarak tanımlanmaktadır. MFF, AB'nin uzun vadeli bütçesidir ve AB'nin toplam harcamasına ve çeşitli faaliyetlerini asgarı beş yıl boyunca planlar. Son MFF'ler genellikle yedi yılı kapsamaktadır. MFF yasama prosedüründe söz sahibi sadece AB Konseyi`dir. Bütçe oluşturma süreci onun tarafından gerçekleştirilir. AB Komisyonu‘nun teklifi üzerine, MFF AB Konseyi'nde müzakere edilir ve ilgili karar oy birliğini gerektirir. Alınan karar AP'nin onayına sunulur ve onayı olmadan tamamlanamaz. Ancak, Parlamento‘nun katılımı onay verme veya reddetme ile sınırlıdır. AP'nin yıllık bütçelerdeki rolü daha önemlidir. TFEU'nun 314. maddesi uyarınca, AP ve AB Konseyi, Birliğin yıllık bütçesini beraber oluştururlar. Şu anda, AB 2021-2027 dönemi için MFF`yi görüşmektedir.
Eski İtalya Başbakanı ve eski AB Komisyon Üyesi Mario Monti'nin başkanlık ettiği Üst Düzey bir Grup, AB'nin mali sistemine yönelik öneriler geliştirmek üzere mevcut bütçe müzakereleri sürecinde görevlendirildi. Üst Düzey Grup, raporunu Aralık 2017'de yayınladı. Rapor, AB'nin kendi kaynakları sisteminin reformunu öneriyor. Öneriler arasında CO2-emisyon ticareti gelirleri ve Finansal İşlem Vergisi dahil olmak üzere AB için yeni kaynakların yaratılması tavsiye edilse de, tekliflerin uygulanma şansı çok az olduğundan hareket edilmektedir. Monti başkanlığında hazırlanan tekliflerin bu yılın Mart ayı ortasındaki sunumunda Alman Parlamenterlerden onay alamadı ve onlar AB için vergi tahsilatı yetkinliği yaratma isteklerinin olmadığı sinyallerini vermiş oldular.

Personel Yetkileri

Avrupa Parlamenterlerinin kontrol yetkisinin adresi, asıl icra makamı olan AB Konseyi yerine, AB Komisyonu’dur. AP, Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra (Madde 17 TEU) AB Komis-yonu’nun Başkanı‘nı seçmekle yetkilendirildi. Bununla birlikte, AP, AB Komisyonu‘nu yekvücut olarak ancak onaylayabilir veya reddedebilir (Madde 17 (7) TEU).

Denetleyici Güçler

Avrupa Parlamentosu'nun yürütme organları üzerindeki önemli inceleme yetkilerinden birisi de AB Antlaşması’nın 230 (2) Maddesinden kaynaklanan soru sorma hakkıdır. AP Parlamenterleri bu haklarını kullanmada çok aktif oldukları gözlemlenmektedir. Bunun yanında bütçenin uygulanması konu-sunda Komisyon`u aklama(ma) yetkisine sahiptir (Madde 319 TFEU). Nitekim AP 1996 yılında, Santer Komisyonu`nu aklamamıştı. Bunun için araştırma komisyonu kurma hakkı bulunmaktadır (Madde 226 TFEU). AP‘nin, araştırma raporu sonuçlarına göre, Komisyon`a güvensizlik oyu vererek Komisyon’u istifa etmeye zorlama hakkı (17 (8) 234 TFEU ile birlikte) bulunmakla beraber ancak güvensizlik oyu Komisyonun tamamına yöneltilebilinir.

AP'nin ekonomi, dış ve savunma politikalarında sınırlı yetkileri

Önemli siyasal alanlarında Avrupa Parlamentosu'nun etkinliği bulunmamaktadır. Ekonomi ve para politikaları, Dış ve Güvenlik Politikaları ve savunma politikaları, Avrupa Konseyi ve Üye Devletlerin güdümündedir. Ekonomi ve para politikalarında, 2008 yılında yaşanan ekonomik ve finansal krizlerin ardından AB düzeyinde bazı hükümetlerarası mekanizmalar Eurogroup gibi kurulmuştur. Bu yolla da AB’nin mevcut ulusüstü olan kurumsal çerçevesi, yani AB Komisyonu ve AP, devre dışı bırakılmıştır. Avrupa Komisyonu'nun Avrupa İstikrar Mekanizmasını bir Avrupa Para Fonu olarak geliştirme ve AB'nin kurumsal çerçevesine yerleştirme çabaları Üye Devletlerin ulusal parlamentolarında henüz çoğunluğun desteğini kazanamamıştır. Avrupa Komisyonu tarafından ilgili bir yasal girişim Avrupa Konseyi tarafından günümüze kadar desteklenmemiştir. Üye Devletler, Avrupa İstikrar Mekanizması¬nın daha da geliştirilmesi için uluslararası bir yol haritasını tercih etmişlerdir. Dış ve Güvenlik Politikası alanında, Lizbon Antlaşması ile Yüksek Temsilci Kurumu oluşturulmuştur. Yüksek Temsilci ile birlikte, AB dış politika alanında güçlendirilmek istenmiştir. Bu aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'nun dış politika konularındaki rolünü de artırmaktadır. Bu kurumla, Avrupa Dış Politikasına her ne kadar bir kimlik verilmek istenmiş olsa da günümüzde AB Üye ülkeleri, birçok dış politika alanında ortak bir tavır sergilemekten uzaktır. Oy birliği ilkesi, önemli jeopolitik konularda ortak bir politika sergilenmesini imkânsızlaştırmaktadır. Üye Devletler arasındaki zaman zaman yaşanan görüş farklılıkları, Çin Halk Cumhuriyeti'ne ve aynı zamanda ABD'ye karşı konumlanmalarında, ve global politika oluşturmalarında özellikle etkendir. Yüksek Temsilci ve dolayısıyla Avrupa Parlamentosu da dış politika konularında herhangi bir etkinlik gösterememektedir. Savunma politikası, Üye Devletler‘in meselesi olup AB savunma politikasından sorumlu ve yetkili değildir. Sürekli işbirliği (PESCO) yoluyla Üye ülkeler arasında bir savunma stratejisi geliştirilirken AP’nin gerçek bir katkısı istenmemiştir.






HAMBURG ETKİNLİKLERİ